11/12/2018
763

Anneciğim ve Babacığım

Her sabah gelirken o kocaman bahçesine bakmaya doyamadığım okuluma geldiğimde yaptığım ilk şey ne biliyor musunuz? 

Ayakkabılarımı değiştirip, öğretmenlerimin benim için hazırladığı, beni geliştiren ve öğretici aktivitelere başlamak. İstediğimde kâğıtları kesip yapıştırıyor ve hayal gücümü kullanarak evler, arabalar, hayvanlar yapıyorum, istediğimde büyük bir kule inşa ediyorum Legolarla… Hele resim yapmak! Rengârenk boya kalemleriyle istediğim şekillerde çizimler yapmak beni çok mutlu ediyor...

Arkadaşlarımla birlikte büyük bir puzzle yapmak ise çok eğlenceli.. Arkadaşlarımla kahvaltı öncesi her zaman ellerimizi yıkarız. Biliriz ki temizlik her zaman önemlidir. Her birimiz o mis kokulu sabunla ellerimizi yıkamaya doymayız. Sonra kahvaltı gelir sınıfımıza ve her gün 2 arkadaşımın seve seve bize servis yaptığı bal, tereyağı, süt gibi bizim için çok sağlıklı yiyeceklerle kahvaltımızı yaparız ve sonra en çok sevdiğimiz zamana gelir sıra; günün ilk bahçe zamanı. Arkadaşlarımızla nasıl da koşar, atlar ve zıplarız. Sınıfa tekrar girdikten sonra başlarız şarkılar söylemeye, renk ve şekillerin tekrarını yaparak günlük takvimi bitiririz. Havanın durumuna bakıp tahminlerde bulunduktan sonra yoklama yaparız, bugün hangi arkadaşımız gelmemiş diye… Sonra sayıların, boyaların, desenlerin, baskıların ve daha birçok şeyin yapıldığı zamana geçeriz. Bir gün öğrendiğimiz şekille boya baskısı yaparken diğer gün boya içine sabun katıp renkli baloncuklar çıkartırız ve o baloncukların izlerini kâğıda alırız.

Öğretmenlerimizin bize kesmemiz için verdiği resimleri tam kenarlarından kesmeye çalışırken arkadaşlarımızla sohbet eder ve yardıma ihtiyacı olanlara yardım ederiz… İşimiz bittikten sonra ellerimizi yıkarız; çünkü biliriz ki birazdan yemeğe gideceğiz… Günün yarısında, yemek salonundaki yemekleri gördükten sonra ne kadar acıktığımızın farkına varırız. Yemek salonunda diğer tüm sınıflardaki çocuklar gibi biz de kimseyi rahatsız etmeden yemek yeriz. Her gün değişik yemekler yediğimiz okulumuzun yemekleri o kadar lezzetli ki... Arkadaşlarımızın da yemeklerini bitirmesini bekler ve sonra hep beraber tekrar bahçeye çıkarız. Yediklerimizi daha kolay sindirebilmek için bahçede öğretmenlerimizle bazen futbol bazen yakalama oyunları oynarız. Bahçemizde bulunan maket evlerde kimi zaman da evcilik oynarız. 2. bahçe zamanı da sona erdikten sonra yorulan bedenlerimizi biraz dinlendirmek için sınıfımızda bulunan yumuşak minderlerin üzerine uzanırız. Öğretmenimiz size her gün yazıyor biliyoruz, bazen çok yorulduğumuz için uyuruz ve uyandıktan sonra günün diğer yarısına kendimizi daha da hazır hissederiz! Belki söylemeyi unuttuk anneciğim; Bazen evde bir şeyler pişirdiğinde yardım etmeme izin vermiyorsun ama ben burada neler yapıyorum bir bilsen…Un, tuz, seker, kakao ve birbirinden farklı kalıplarla ne harikalar yarattığımızı ya da puding yaptıktan sonra kaplara döküp soğumasını sabırsızlıkla beklediğimizi nasıl anlatayım!.. Hele oyun hamurunu yaparken o hamurun birden maviye, yeşile, sarıya ya da kırmızıya dönüştüğünü görmek ne kadar heyecan verici!..Öğretmenimin bana parçalayıp tencereye atmam için verdiği çikolatayı tencere yerine ağzıma attığım o günü hiç unutamam!

Biliyorum, giysilerim kirli gelirim okuldan eve çoğunlukla ama ne yapayım ellerimi o boya içinde gezdirmeyi çok ama çok seviyorum ya da büyük fırçalarla boyaları karıştırmayı… Renkleri karıştırarak kâğıtta daireler, zigzaglar çizmek ne kadar dinlendiriyor insanı... İşte böyle her günüm dolu ve zevkle geçer Doğuş’ta. Bazen erken gitmemek için biraz daha oyalanırım ama ayakkabıları değiştirip eve gitme zamanının geldiğini bilirim. Öğretmenlerimizle gün sonunda yaptığımız bir grafikte aynen şu yazar: “Bugün kendini nasıl hissediyorsun?” Ben isim kartıma alıp her zaman mutlu gülen yüzün altına yapıştırırım ve bilirim ki yarın yine mutlu gülen yüzün altı yine benim olacak...